İYİ Parti Milletvekili Kocamaz,TOKİ Mağdurlarını Gündeme Getirdi

İlk Yayın: 22 Kasım 2024 – Güncelleme: 22 Kasım 2024 23:19

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 2025 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi üzerine İYİ Parti grubu adına söz alan Milletvekili Burhanettin Kocamaz,TOKİ mağdurlarını gündeme taşıdı.
Milletvekili Kocamaz;” Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız ülkemizin geleceğini yakından ilgilendiren çevre gibi, şehircilik ve iklim değişikliği gibi çok önemli görev alanlarını bünyesinde barındırmakta, o nedenle de bütçesi ve personeliyle birlikte vatandaşlarımızın bu Bakanlıktan beklentileri oldukça fazladır. Peki, Çevre Bakanlığımız bu beklentileri yeterince karşılayabiliyor mu? Ne yazık ki bu beklentileri karşılayamadığını her alanda görüyoruz. Doğal çevre korunamamış ve göz ardı edilmiş, şehirlerin silueti yatay yerine dikey mimariyle bozulmuş, görüntü kirliliği rahatsızlık boyutuna ulaşmış, iklim değişikliğine yönelik adımlar yetersiz ve cılız kalmıştır. Bugün gelinen noktada yirmi iki yıl içinde kurumadık ve kirlenmedik dere, akarsu ve göl kalmamış, su kaynakları iyice azalmıştır. Marmara Denizi kirlilik ve müsilaj nedeniyle ölmüş, verimli tarım arazileri ve ovalar üzerine fabrikalar yapılmış, ormanlar taş ocağı, çimento fabrikası ve altın madeni uğruna talan edilmiştir.
Türkiye’de 240 gölden 186’sı son altmış yıl içinde kurumuş, geriye kalan çok az sayıdaki göller ise kuraklık ve aşırı kirlilik yüzünden tehdit arz etmektedir. Türkiye genelinde şu anda iyi durumda denilebilecek tek bir göl bile kalmamıştır. Üzülerek belirtmeliyim ki artık alacak nefesimiz, içecek suyumuz, yüzümüzü süreceğimiz temiz bir toprağımız kalmamıştır. Madencilik Kanunu tam 21 kez değişmiş, her değiştiğinde orman varlıklarımız, su kaynakları, kültür mirasları korunamamış ve madencilik faaliyetlerine kurban edilmiştir. Türkiye’de bugün doğayı ve ormanı, çevreyi ve kültür varlıklarını maden ocaklarına, çimento fabrikalarına ve taş ocaklarına karşı koruyacak hiçbir kurum bile kalmamıştır. Söz konusu maden, sanayi ve enerji yatırımları ve otoban olduğunda Türkiye’nin doğal zenginliklerinin, ormanlarının ve verimli topraklarının, en önemlisi de “insan sağlığı” diye bir kavramının olmadığını görüyoruz. Kısa sürede “ÇED Gerekli Değildir” raporu verilerek rant ve baskı hızla artmaktadır. İtiraz eden vatandaşlar karşılarında devletin jandarmasını bulmaktadır. Türkiye’nin akciğerleri konumundaki Kaz Dağları’nda Kanadalı altın madeni şirketine 350 bin ağaç kesimi izni verilerek ormanlarımızın yok edilmesine göz yumulmuş, Akbelen ormanında Muğla’nın şah damarları kesilmiş ve en az on beş yıllık ağaçlar acımadan yok edilmiş, yaklaşık 65 bin ağaç katliamı yapılmıştır. Kaz Dağları’ndaki orman katliamını Çevre Bakanlığı durduramamış, âdeta seyirci kalmış ancak vatandaşların ve çevre gönüllülerinin başlatmış oldukları su ve vicdan nöbeti -o da şimdilik kaydıyla- durdurulabilmiştir. Türkiye’nin pek çok şehrinde zeytinlik alanları yok edilirken kılını bile kıpırdatmayan Çevre Bakanlığı, Akbelen Ormanı katledilirken de sesini çıkarmamıştır; Erzincan İliç’te çöken maden ocağında 9 vatandaşımız günlerce siyanürlü toprağın altında kaldıklarında da sessizliğine devam etmiştir. Kaz Dağları’nı, Akbelen’i ve asırlık zeytinlikleri koruyamayan Çevre Bakanlığı Türkiye’nin hiçbir yerinde hiçbir çevreyi ve tabiatı da koruyamaz. Türkiye, bu konuda Çevre Bakanlığından -üzülerek belirtmeliyim ki- tamamen ümidini kesmiştir. Aradan tam üç yıl geçmesine rağmen Kaz Dağları konusunda endişelerin devam ediyor olması tam da işte bu yüzdendir.
Sayın Bakan, gelişmiş pek çok ülke, insanlarının sağlığını ve çevreyi korumak için çimento fabrikalarını ortadan kaldırdığı bir dönemde Türkiye’miz çimento fabrikaları için bir yığınak hâle gelmiştir. Biz de maalesef, Avrupa’nın tam aksi bir durum yaşanmaktadır. Çevre Bakanlığının göz yumması sonucu çimento fabrikaları ülkemizi bir uçtan diğer uca kuşatmış, insanlarımızın ve toprak ananın nefes alacak hâli kalmamıştır. Çevre Bakanlığının göz yumduğu çimento fabrikası sayısı ve kapasitesi her geçen gün artmakta, insanların sağlığı tehdit edilmekte ve çevre kirletilmektedir. Ülkemizde çimento fabrikası sayısı 56’sı entegre ve 21’i öğütme olmak üzere 77’ye yükselmiştir. Geçmişte “Bir çakıl taşını bile kimseye vermeyiz.” söylemlerinden şu anda döviz uğruna koca koca dağlar yabancılara peşkeş çekilmektedir. Üreticinin patatesini, soğanını, domatesini ve narenciyesini satamayan ve tarlada bırakan Hükûmet bugünlerde çimento üretiminde dünyanın 5’inci Avrupa’nın 1’inci ülkesi olmakla övünmektedir. Türkiye, 81,5 milyon tonluk çimento üretimiyle 2023 yılında dünyanın en büyük çimento ihracatçısı konumuna yükselmiştir. Çevreyi kirleten ve insanlığa zarar veren hiçbir yatırım ve üretim bizim için bir övünç kaynağı olamaz, olmamalıdır. Çevre konusunda maalesef ülke olarak sınıfta kalmış durumdayız. “

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu