
İlk Yayın: 5 Mart 2026 – Güncelleme: 5 Mart 2026 10:24
Anamur-Bozyazı Ziraat Odası Başkanı Ahmet Şeref Gümüş,2025 yılı TÜİK verileri açıklandı. Ekonomi %3,6; inşaat sektörü %10,8; sanayi %2,9 büyürken, tarım %8,8 küçüldüğünü,tarımda yaşanan yapısal sorunlar çözülmeden tarımın düzelmesi ve büyümesi hayal dahi edilemeyeceğini söyledi.
Oda Başkanı Gümüş, Anadolu Çiftçisi İthalat Lobilerine Karşı Ayakta Kalma Mücadelesi Veriyor” diyerek, çiftçilerin yapısal reform istediğini söyledi.
Gümüş;” Biz çiftçiler, iklim değişikliği nedeniyle zirai don, kuraklık, sel felaketi, fırtına, hortum gibi afetlerle mücadele ederken bir yandan da girdi maliyetlerindeki artışla uğraşıyoruz.
Bütün bu olumsuzluklar yetmezmiş gibi, defalarca dile getirdiğimiz ve izah ettiğimiz zincir marketlerin pazarlamada uyguladıkları haksız fiyat politikaları karşısında, “yer demir gök bakır” misali adeta psikolojik bir savaş vermek zorunda bırakılıyoruz.
Ülkemizin genelinde, bölgemizde bilek gücü ve emek vererek yetiştirdiğimiz ürünlerin karşılığını alıp yüzümüz gülecek, kazanmaya başlayacağız dediğimiz anda ithalatın önü açılıyor. Fiyatlar yeniden dip yapıyor. Üreticiler olarak bizlere bu cendereyi yaşatmaya kimsenin hakkı yoktur. Sorumlu makamların ithalat lobilerine değil, Anadolu çiftçisinin lehine çalışmasını; bunu söylemde değil, eylemde görmeyi beklemek bizlerin en tabii hakkıdır.
Tarım siyaset üstü bir meseledir. Tarım sadece bir geçim kaynağı değil, bir yaşam biçimi; hayatın kendisidir. Hepimizin bildiği üzere dünya bir pandemi yaşadı. Pandemi döneminde yaşanan gıda krizine şahit olmayan, etkisini görmeyen kalmadı. Geçmişte kaldı diye, bir sonraki krize kadar gıda krizini yok sayıp yaşanmamış mı kabul edeceğiz?
Rusya ve Ukrayna savaşı sırasında yaşanan buğday krizini unuttuk mu?
Görmek varken körlükte ısrarın kime faydası var?
Bugün çiftçilerimizin birçoğu Tarım Bağ-Kur primlerini ödeyemiyor; çoğu SGK’ye borçlu. Gençler tarımdan uzaklaşıyor. “Bacasız fabrikaların” emekçileri olan biz çiftçilerin bankalara, komisyoncu ve tüccarlara olan borçları kapanmıyor. Borcu borçla kapatmaya çalışıyoruz. Çiftçiye sahip çıkmanın zamanı artık gelmedi mi?
Buradan bürokratlarımıza, siyasetçilerimize ve akademisyenlerimize çağrımızdır: Bu sosyal ve toplumsal krize artık dur demeliyiz. Bakanlıklarımız yanlış tarım politikalarından vazgeçmeli. Destek ithalat lobilerine değil, küçük aile işletmeleri olan biz çiftçilere verilmelidir. İthalat ve ihracat politikaları yeniden gözden geçirilerek revize edilmelidir. Çiftçimizin Bağ-Kur primleri ödeyebileceği seviyeye çekilmelidir. Gençlerimiz tarıma yönlendirilmelidir. Tarıma başlayan gençlerimizin 35 yaşına kadar SGK primleri devlet tarafından karşılanmalıdır.
Devletimiz sürdürülebilir, yerli ve millî tarımı hedefliyorsa, çiftçimizin yaşam standardını yükseltmek için radikal kararlar almak zorundadır.
Dünya sadece silahlarla savaşmıyor İnsanları sırtından değil, boğazına giren lokmayla bile vurabiliyor. “Aç insanın gözünde tartışmasız herşey yiyecektir!” cümlesi beynelminel söylenmiş bir cümle değildir.
İthalat lobileri kendi ülkemizde tarıma bomba sıkıyor. Öz yurdumuzda ithalat lobilerinin örgütlenmesine müdehale etmeyip ses çıkarmayacak, ihaneti yaşıyoruz farkındamıyız?
Bilinmesini isterim Memleket yararına işler yapanların başkasının motivasyonuna ihtiyacı yoktur. Yaptığının iyi olduğunu bilir. Memleket yararına olan iş, İthalat lobilerine değil bu Ülkenin üreticisine, varlığı göstererek sahip çıkmaktır. Unutmayın Yokluk üretim bilincini yok eder.
Varlık üretim bilincini var eder.




