
İş Kadını Zin Zade Şam ticareti hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Zin Zade yaptığı açıklamada; Şam’da 15 yıldan fazla bir aranın ardından Visa ve Mastercard’ın uluslararası kartlı ödeme sistemlerinin yeniden devreye girmesini yalnızca bir ödeme sisteminin geri dönüşü olarak değil, Suriye’nin uluslararası finans ve ticaret sistemine yeniden bağlanmasının önemli bir göstergesi olarak değerlendiriyorum.
Burada özellikle altını çizmek gerekir ki, Suriye’de geçmişte kredi kartı ve kartlı ödeme sistemleri tamamen yok değildi. Ancak 2011 sonrasında yaşanan savaş ve uluslararası yaptırımlar nedeniyle ülkenin küresel finans ve ödeme sistemleriyle bağlantısı büyük ölçüde kesildi. Bugün Visa ve Mastercard’ın yeniden işlem gerçekleştirmesi, bu nedenle Suriye ekonomisinin normalleşmesi açısından sembolik ve stratejik bir anlam taşıyor.
Bu sürecin Şam’da oteller, restoranlar ve belirli işletmelerden başlayarak aşamalı şekilde genişlemesi, ticaret hayatının yeniden canlandırılması açısından son derece önemli. QNB Group–Mastercard ve Fransabank–Visa iş birlikleriyle başlayan bu süreç, Suriye’de modern ve güvenli bir ödeme altyapısının oluşturulmasının da önünü açıyor.
Suriye’nin yeniden yapılanma sürecinde yalnızca bankacılık sisteminin değil; ticaretin, sanayinin, lojistiğin, turizmin, tarımın ve üretimin birlikte güçlendirilmesi gerekiyor. Çünkü güçlü bir ekonomi yalnızca finans sistemiyle değil; üretim yapan sanayicisi, ticaret yapan tüccarı, yatırım yapan girişimcisi ve bu ekonomik hareketliliği taşıyan lojistik altyapısıyla oluşur.
Bu noktada Türkiye’nin ve Türk iş dünyasının rolünün çok önemli olduğunu düşünüyorum. Türkiye; üretim kapasitesi, sanayi tecrübesi, ihracat kabiliyeti, lojistik altyapısı ve girişimci yapısıyla Suriye’nin yeniden ekonomik hayata kazandırılması sürecinde önemli bir partner olabilir.
Özellikle Mersin’in bu süreçte ayrı bir avantajı bulunmaktadır. Akdeniz’e açılan limanı, güçlü lojistik altyapısı, tarım ve gıda sanayisi, üretim kapasitesi ve Ortadoğu ile olan ticari bağlantıları sayesinde Mersin’in Türkiye ile Suriye arasındaki ticaretin önemli merkezlerinden biri haline gelmesi mümkündür.
Suriye’nin yeniden bölgesel bir ticaret merkezi olması, Türkiye açısından yeni ihracat pazarları, ortak yatırımlar, lojistik koridorlar ve sanayi iş birlikleri anlamına gelecektir. Türk tüccarlarının Suriye pazarına yeniden güvenle dönmesi, Türk sanayicilerinin üretim ve yatırım fırsatlarını değerlendirmesi ve iki ülke iş dünyasının ortak projeler geliştirmesi, bölgesel ekonomik kalkınmaya önemli katkı sağlayacaktır.
Bugün Şam’da gerçekleştirilen bir kart işlemi, aslında çok daha büyük bir ekonomik dönüşümün sembolüdür. Yıllardır uluslararası finans sisteminden büyük ölçüde uzak kalan bir ülkenin yeniden elektronik ödeme sistemlerine, bankacılık kanallarına ve uluslararası finans ağına bağlanması, ticaretin önünü açabilecek önemli bir adımdır.
Ancak bu sürecin kalıcı başarıya ulaşması için bankacılık sisteminin yanında hukuk, güven, şeffaflık, yatırım ortamı, lojistik, üretim ve sanayi altyapısının da güçlendirilmesi gerekiyor. Finansal sistemin yeniden kurulması, ticaretin ve üretimin büyümesiyle desteklenmelidir.
Ben Suriye’nin önümüzdeki dönemde yeniden bölgesel bir ekonomi ve ticaret merkezi olabileceğine inanıyorum. Bu dönüşümün Türkiye ile Suriye arasındaki ekonomik ilişkileri de yeni bir seviyeye taşıması mümkündür.
Türk tüccarı ve sanayicisi için Suriye yalnızca bir pazar değil; doğru planlama, karşılıklı güven ve sürdürülebilir iş birlikleri oluşturulduğu takdirde, ortak üretimin, yatırımın ve bölgesel ticaretin önemli merkezlerinden biri olabilir.
Şam’ın yeniden ekonomik hayatın merkezlerinden biri haline gelmesi, yalnızca Suriye’nin değil; Türkiye’nin ve bölgenin ekonomik geleceği açısından da önemli bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirmek için devletler kadar tüccarlarımızın, sanayicilerimizin ve iş dünyamızın da şimdiden hazırlık yapması gerektiğine inanıyorum dedi.



